PARAZİT FİLM İNCELEMESİ

Ekonomik :
Başlangıçta iki ailemiz var. Fakir olup bodrum katında yaşayan KİM ailesi. Zengin olup genişçe bir evde yaşayan Park ailesi. Film seuç sokaklarına yukardan bakan bir bodrum ile başlıyor. Yönetmen Kim ailesinin ekonomik konumunu daha ilk sahneden gözler önüne sermiştir. En çok dikkat çeken konu mekanların yüksekliğidir. Bir tarafta yerin altında yaşayan Kim ailesi diğer tarafta geniş, ferah ve yüksekte yaşayan Park ailesi. Ve tabiki bu mekan yüksekliklerini bir birine bağlayan merdivenler ve bayırlar. Bu merdiven ve bayırlar farklı sınıflar arasındaki ilişkiyi gözlemlememizi sağlıyor. Karakterler mekanda yukarı çıkarken sanki sınıfsal olarakta yukarı çıkıyorlar. Karakterlerden biri fakir evden zengin eve gidebilmek için bir merdiven veya bayırdan geçmek zorunda kalıyor. Evin üst katında zenginler yaşarken evin bodromunda ise zengin aileye gerçek manada parazit gibi yapışmış olan aile yaşıyor.


Habitus :
Hepimizin aklına parazit olan ailenin fakir aile olduğu gelmiş olabilir. Ama burda iki taraflı bir anlam mevcut. Zengin aileninde tüm işlerini hizmetçilerine yani altındakilere yaptırdığını düşünürsek hangi tarafın parazit olduğunu sorgulamaya başlıyoruz. Zengin aile babasının arabada söylediği sözü hatırlayacak olursak ”Toplumda fakir çalışanlar olmazsa Zengin kısmı düşer.” bu sözü durumu özetliyor. Eski Kadın çalışanın kocası 4 – 5 gün aç kalabilirken ve hiç bir şey yememesine rağmen şükretmesi diğer yandan istediği her şeyi 10 dk içinde hazırlatan zengin bir aile. Kötü hava koşulları bir sınıfın yaşamına engel olurken diğer sınıfın çocuğunu eğlendirmekten öteye geçemiyor.


Sembolik Şiddet :
Fakir olan alt sınıfa toplumdaki konumunu gittiği her yerde hatırlatan bir kötü koku vardır. Nereye giderse gitsin peşini bırakmayan bu koku sanki alt sınıfın bir kimliği haline gelmiştir. Bu kokuya uyumsuzluğun kokusuda diyebiliriz. Zaten zengin adamı öldürme sebebi de arabanın anahtarını alırken o anki kaos içinde sadece kokuya takılıp alt sınıf muamelesi yaptığı gibi burnunu tutması. Oğlunun doğum günü için beklerken şöförün zengin adama ” Sizde hanım efendiyi çok seviyorsunuz ” dedikten sonra zengin adamın ” Mesai ücreti alıyorsun şuan bedava çalışmıyorsun mesaidesin işi yap. ” diye cümle kurması. burda köleliği çağrıştırıyor sus desem susarsın gül desem gülersin gibi.


Yabancılaşma:
Filmin başlarında gördüğümüz gibi iş veren pizzacıya yalvarıp paralarını kesmemesini söylemeleri ekonomik durumlarının kötü olduğunu göstermişti. Ellerine fırsat geçtiğinde kendi fakir sınıfında olan insanlardan farklı ve üstün olduklarını filme hissettirdiler. Örnek : kadının kocasıyla birlikte bodromda kalmak için para teklif etmesi (eskisi gibi işssiz oldukları durumda o parayı teklif etleserdi ne iş olsa kabul ederlerdi.) ve kadının direk reddetmesi. Kendi durumundaki insanlara yardım etmemesi bencilleşmenin gayet net anlatıldığı bir film kesitiydi.


Sembolik sermaye :
Bu konuda giyimden bahsedebiliriz başlangıç olarak. Fakir olmalarına rağmen bir zengin aile ile görüştüklerinde alt sınıf olarak görünmemek için giyime önem verdiklerini gördük. Yeri geldiğinde gerçek isimlerini yaşadıkları yeri bile gizleme mecbur kalırlar. Kendilerini olmayan bir kişi olarak gösteriyorlar alt sınıftan uzak, üst sınıfa yakın biriymiş gibi. Bu sembolik sermayelere diploma dahil. Ne kadar zeki olursa olsun diplomasız bir şekilde her hangi bir işe alınamayacağını ve zengin kısmında önemsenmeyeceğini düşünmesi yüzünden var olmayan şeyleri varmış gibi göstermeye çalışmışlar. Örnek isterseniz şunu diyebilirim. Kızın Psikoloji bilmemesi ama bilmiş gibi davranması. Ders veren çocuğun diplomasının olmaması ama varmış gibi davranması. Şöförün kendini patronunun gözünde iyi gösterebilmek için ” Efendim beni şöförlük için büyük şirketler çağırdı sizle görüştüğüm için teklifi reddettim. ” diye söylenen yalanlar bir kaçtanesinden biri sadece.


Kültürel sermaye :
Bir yandan üniversite okumak için parayı denkleştiremeyen fakir çocuklar ve bi yandan aileden gelen zenginlikle daima en iyisine sahip olan zengin ailenin eve her ders için ayrı ayrı öğretmen çağırmaları. Dönemin şartlarında hayatta kalabilmek için fakirler her yola başvurabiliyor. Bunlara evrakta sahtecilik yani okunmamış okulun diplomasını taşımak gibi örnekler verilebilir.


Prekarya :
Çalışan işçiler bu filmde Prekarya konumundadırlar. Güvenceleri yoktur ve her zaman işlerini kaybetme riskine sahip olan bir kesimdir. Prekaryalar arasında her zaman bir savaş olduğunu gözlemledim. Bir prekarya çıkarının gerektiği şekilde hareket edecektir ve sınırları yoktur. Bu sınıfa dahil olan Kim ailesinin gözü hep yukardadır ve oluşturduğu merdiveni tırmanırken tırnakları hatta parmakları da kopacak olsa pes etmeyeceklerdir. Plansız yaşarlar hayatı plan yapsalar bile başarısız olacaklarını düşünürler. An ne gerektirirse onu yapmaktan çekinmeyeceklerdir. Gerçekleşmesi oldukça zor hayaller kurmaktadırlar. Örneğin Ki-Woo’nun babasını kurtarmak için zengin olup evi almak istemesi. çünkü kaybedecek bir şeyleri yoktur daha fazla dibe inemezler zaten en dipte yaşıyorlardı.
Güvensizlik konusunda söylenecek çok şey var aslında. Bakacak olursak kız arkadaşı için en yakın arkadaşını öğretmeni olarak düşünmesi ve ona güvendiği için kıza zarar vermeyeceğini aksine koruyacağını düşünmesi. Fakirlerin bu filimde sözlerini tutmadıklarını göstermiştir. Kendisi güvensiz olduğu için çevresindeki herkesi art niyetli kötü biriymiş gibi düşünür. Ve filimde şunu gördük fakirlerin zenginlere karşı daima bir art niyetlerinin oluşu. Başka bir şey ise fakirlerin gözünün doymaması daima fazlasını istemeleri. Zenginlerinde hiç bir zaman çalışanlarına güvendiklerini dile getirdikleri görülmedi. Sınıf ayrımı olduğu için iş dışında hiç bir birliktelik olmayacağı için samimiyetin hiç kurulmadığını gördük. Samimiyet sohbet yoksa ve sadece iş düşünülüyorsa orda güvenden bahsedilemez.

Yazar: Bilgi Çantası