KÜLTÜREL KÜRESELLEŞME ÜZERİNE

“Benim gibi düşünmek, görmek, benim istediğim şekilde para harcamak zorundasın.”

Size birisi bunu dediği zaman ne cevap verirsiniz?

“Hadi oradan, sen kim oluyorsun? Ben nasıl yaşayacağımı senden mi öğreneceğim. Ben işimi bilirim” diyenleriniz çok olacaktır.

Kazın ayağı öyle değil işte. Bize şunu demek istiyorlar mealen:

“Ben nasıl görmeni, düşünmeni istiyorsam; öyle görüp düşüneceksin. Sana sunduğum imkanlarla, hangi gazeteleri, dergileri okumanı istiyorsam onları okuyacaksın. Ben, ahlak ve din kurallarını yerle bir eden basın-yayın ve medya oluşturacağım, -ki zaten bu benim işim-, sen onları okuyacak, izlemeni istediğim program ve haber bültenlerini takip edeceksin. Kültür programları, belgeseller senin neyine? Sen Survivor izle, şarkı yarışmalarını izle. Sen gerçek hayatında, Survivor’un hasını oynuyorsun. Asgari ücretle bir ay idare etmeye çalışan gariban işçi kardeş, Survivor seninkinin yanında hiç kalır. Bu dediğim milyonlarca kahramandan biri olsan da, sen yine de izlemeni istediğim şeyleri izle ki, düşünemeyesin halini, aman ha sakın düşünme , sakın bilinçlendirici şeyler okuma muhalif olur çıkarsın maazallah.” diyorlar.

Saçını benim istediğim gibi, sana model olarak sunduğum ‘Justin Bieber’ler’ gibi, pop şarkıcıları gibi kestir, onları takip et.

“Haberlerde depremler var, dert etme. Onlarca hatta yüzlerce, binlerce insan ölebilir, bu hayatın fıtratında ölüm var. Nasıl olsa iki gün, bilemedin iki hafta sonra unutursun. Sen, Seda Sayan 8. kocayı buldu mu, ondan haber ver bana. Bak, Kobe Bryant, 40 küsur yaşında holikopter kazasında öbür aleme göçmüş, bakma sen. Sen bize lazımsın, kaçma bir yere sakın. Fani dünya eğlenceyle dolu, topçuları, popçuları takip et sen.

“Alem, yüzbinlerce lirayı, doları, spor arabalara, lüks arabalara verir. Senin bir ‘Serçe’n bile yok. Ama neden olmasın. Hayal et, gerçekleştir. Yalnız, unutma, fakir olmak ve fakir ölmek kutsaldır. Sen parayı çarçur etmene bak, sevgili tüketici kardeşim. Çok harca, ölçüsüz harca, bütçeni ve geleceği hesaba katmadan… Harca ki borçlanasın, ödeyemesin, hacizler, hapisler göresin. Ama zenginlik hayali kurmaya, “milli” piyangoya bel bağlamaya devam et. Değil mi, ya çıkarsa?

“Emek ver, çalış, didin, 1 ay boyunca gerekirse günde 12 saat çalış ama asgari ücrete yaptığımız ‘muazzam’ zammı “zinhar” eleştirme. Biz ceylan koltuklarda kimin için oturuyoruz, tabi ki senin iyiliğin, refahın için. Senin bir ay boyunca çabalayıp aldığın maaşın bilmem ne kadarını kendi maaşımıza zam olarak 2 saatte eklerken, sen 20 gün ümitle beklersin. Nihayet, lütfedersek, 200-300 TL zamla seni enflasyon canavarına ezdirmeyiz, merak etme. Kıymetimizi bil, nankör olma. Ceylan derisi koltuklarda uykusuz kalan abi ve ablalarını üzme canım benim.

Bu yazdıklarımız böyle sürer gider… Size bunları söyleme densizliğini kimse yapamaz, değil mi? Ben buradayım, hiiç acele etmeyin. Uyandığınızda haber verin. Belki balığa çıkarız, belki Survivor izleriz. Acun abimizin TV programı mı yok. Siz bi’ uyanın hele…

Seni çok seven ve hep iyiliğini isteyen Küresel Abin.

Yazar: İRFAN AYDIN

1980 Artvin doğumluyum. 30 yıldır Bursa'da yaşamaktayım. Evli ve bir kız, bir erkek çocuk babasıyım. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi tarih bölümü mezunuyum. İlk olarak bir markette kısa bir süre satış görevlisi olarak çalıştım. İlk okuduğum kitap, Yakup Kadri'nin Yaban adlı eseriydi. Bir tekstil firmasında çalışıyorum. Kitap okumayı seviyorum, iyi bir futbol izleyicisi olduğumu söyleyebilirim.