AŞKSIZLIK DA AŞKA DAHİL Mİ?

Aşka hudut çizebilenlerden misiniz? Yoksa aşka ölümsüz diyenlerden mi? Belki de aşkı erişilmez görenlerdensiniz. Ha, bir de, aşka inanmayıp aşksız kalamayanlar var.

Bir çırpıda söylendiğine bakmayın, o üç harfli, çok kudretli sözcük üzerine kafa yormayan var mıdır? Romanlar, şiirler, destanlar, masallar, kalplere ve zihinlere aşkın varlığını sorgulatıp durmuş. Sevip kavuşamayanlar, aşkı yanlış hedefte aradığının farkına varanlar, aşkı için yaşadığı coğrafyaya kafa tutanlar yüzyıllardır anlatıldı hep. Peki, haklı olan kim? Hayatı aşksız düşünemeyenler mi, aşka hayat hakkı tanımayanlar mı?

Şurası apaçık bir gerçek ki, günümüz insan ilişkilerinde, birçok kavramda olduğu gibi aşkın anlam ve niteliğinde de değer kaybı sözkonusu. Çok kullanıldığı doğru ama belki de özensizce ve ağız alışkanlığından. Fazlaca kullanmanın değerini ifade etmediğinin ya da artırmadığının güzel örneklerinden biridir bu yoğun sevgi ve bağlılık duygusu.

Genelde karşı cinse duyulan aşırı sevgidir aşk deyince anladığımız ve bu duyguyu, ruhuyla, bedeniyle bir bütün olarak somut bir varlığa yönlendiririz. Onsuzluğu düşünemediğimiz kişiyi yüreğimizde sonsuzluğa layık görürüz.

Kimileri de ilahi aşka kaptırmıştır kendini. “Bana seni gerek seni”, “gel gör beni aşk neyledi” diyenler bu ummana açılmışlardır. Bu konuda en güzel sözlerden biri için Mevlana hazretlerine kulak verelim: “Aşkın en büyük mucizesi, varlığına hepimizi inandırmasıdır”

Yazar: İRFAN AYDIN

1980 Artvin doğumluyum. 30 yıldır Bursa'da yaşamaktayım. Evli ve bir kız, bir erkek çocuk babasıyım. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi tarih bölümü mezunuyum. İlk olarak bir markette kısa bir süre satış görevlisi olarak çalıştım. İlk okuduğum kitap, Yakup Kadri'nin Yaban adlı eseriydi. Bir tekstil firmasında çalışıyorum. Kitap okumayı seviyorum, iyi bir futbol izleyicisi olduğumu söyleyebilirim.